PSİKOLOJİ NEDİR?

PSİKOLOJİ NEDİR?

Psikoloji Nedir

Psikoloji sözcüğü antik Yunancada “ruh” anlamına gelen “psyche” sözcüğü ile “logos” sözcüklerinin bir araya gelmesiyle oluşmuş bir terimdir. Dolayısıyla Türkçe bir karşılığını arayacak olursak “Ruh bilim” gibi çeviri ile karşılaşırız. Ancak burada kastettiğimiz ruh sözcüğü metafizikte ki ruh ile aynı değildir. Buradaki anlam “bireysel farklılık” olarak bilinen zihinsel, içsel dünyamızdır.

Psikolojinin Konusu

Psikolojinin konusunun temelinde insanın tek yönlü bir varlık olmayışı ve buna bağlı olarak en önemli niteliği diyebileceğimiz; insanın kendisi ve çevresi üzerinde düşündürücü etki yaratabilme becerisidir. Psikoloji ise böyle bir varlığın davranışlarının nasıl güvenilebilir bir biçimde incelenebileceği konusu üzerinde yoğunlaşır. Örneğin; Her şey yolunda giderken birden bire içimizden beliren sıkıntının nedenini merak ederiz, bazı insanların neden içine kapanık, kimseyle konuşmayan, çekingen olduğunu ya da sinirli, öfkeli, saldırgan davranışlar sergilediklerini merak ederiz. Bu gibi durumlara yapılabilecek bir açıklamanın olması demek; toplumun yapısı, insanların karakterleri ve bunlara bağlı olarak alınabilecek tedbirlerin tespiti doğrultusunda büyük önem gösterir. Psikoloji bu bakımdan edindiği konu gereği toplumlar içerinde önemli bir rol üstlenmiştir.

İnsanın göstermiş olduğu davranışlara nedensel bir açıklama getirme amacını benimseyen Psikoloji, sadece insan ile yetinmeyip hayvanları da konusuna almıştır. Bunun temelinde ise şu nedenler yatmaktadır;

-Hayvanların insanlar ile aynı doğayı paylaşmaları,

-İnsanlar üzerinde deney yapılmasının güçlüğü,

– Türsel yapı olarak hayvanlar ile büyük benzerliğimiz,

ve hayvanların gelişim hızının insanlara göre daha hızlı olması ve buna bağlı olarak gözlem süresinin kısalması da söylenebilir.

Psikolojinin temel konusunda olan davranış kavramı, herhangi bir uyarıcıya verilen bütün tepkilerin sonucudur. Bu bağlamda Psikolojinin inceleme alanına üç tür davranışı sayabiliriz;

1- Dışarıdan doğrudan gözlemlenebilen davranışlar: Fiziksel hareketlerimiz; koşma, bağırma, sosyal ilişki kurma, bağırma vb.

2-Dolaylı gözlenen davranışlar: Zihinsel süreçlerin sonucu olarak ortaya çıkan, doğrudan gözlenemeyen davranışlarıdır. Zeka, karakter vb. davranılşar örnek verilebilir.

3-Psikofizyolojik tepkiler: Fizyolojik yapımızda, psikolojimizin yan etkisiyle ortaya çıkan tepkilerdir. Örneğin; stres durumunda midenin yanması vb.

Psikolojinin Ölçütleri

Gözlenebilirlik

Bir bilgi disiplini bilimsel kabul edebilmemiz için inceleme alanının gözlenebilmesi kesinlikle zorunludur. Gözlenme durumunu doğrudan veya dolaylı olarak gerçekleştirebiliriz. Örneğin; insanlardaki korku, öfke gibi duygular dolaylı da olsa gözlenebilir olması psikolojinin inceleme alanına girer ancak şefkat, kin, nefret, çekememezlik gibi duyguların, doğrudan veya dolaylı olarak gözlenemeyen davranışların psikofizyolojik tepkilere dönüşmüş hallerini olmaması bu davranışları psikolojinin alanın dışına iter.

Gözlenebilirlik sadece duyu organlarının doğrudan gözlenebilmesi anlamına gelmez. Zeka, kişilik ve kaygı gibi durumlarda olduğu gibi belirli ölçme araçları da kullanılarak dolaylı gözlem de yapılabilir.

Ölçülebilirlik

Bilimsel araştırmalarda açıklamalar yapabilmek için, karşılaştırma yapılabilecek verilere ihtiyaç duyulur. Karşılaştırma yapılacak bilgiler ister önceden keşfedilmiş olsun, isterse de doğada daha önceden keşfedilmemiş olmasına rağmen elde edilen veri ile keşfedilip, karşılaştırılabilir konuma gelmiş olsun, bu bağlamda gözlenme durumu dolaylı veya doğrudan olur. Bilim insanları bir davranışı ölçümler sonucunda ortaya çıkarttıkları istatistiksel verilere dayanarak nesnel sonuçlara ulaşırlar. Bir davranışın sürecini sayılarla ifade edebilmek, o davranışın ölçülebilirliğini gösterir. Örneğin; zekayla ilgili yapılan ölçümlerde sayısal verilerin zeka seviyesi konusunda bir sonuca işaret etmesi.

İletilebilirlik

Bilim insanlarının yapmış olduğu çalışmalarının, diğer tüm bilim camiası içerisindekiler tarafından da aynı olarak algılanması hiçbir çelişki göstermemesidir. Bu durum aynı zamanda bilimsel bilgiyi denetime açık hale getirmektedir. Bu sayede bilim insanları yapmış oldukları çalışmaları diğer bilim insanlarına duyurmuş olur, hem de çalışmaların doğrulanabilirlik ilkesi doğrultusunda güvenilirliğini arttırmış olur.

Tekrarlanabilirlik

Yapılan herhangi bir çalışmanın, farklı kişi ve bilim insanlarınca tekrar yapılarak yapılan çalışmayı öznellikten kurtarır ve güvenilirliğini arttırır.

Sağlanabilirlik

Yapılan bir çalışmanın sonuçlarının araştırılarak doğruluğunun test edilebilmesidir. Bilimin nesnel sonuçlara ulaşmasında ve kesinlik taşıyan yargılara varmasında kullanılan önemli bir özelliktir. Yanlışlanan bilgi terk edilir.

Psikolojinin Amaçları

Betimleme

Davranışların keşfedilmesini ve incelenmesini amaçlayan bir disiplindir. Cinsel dürtülerin fizyolojik kaynaklı olduğunu, toplum içerisinde onaylanma hissinin bir güdü olduğunu belirtmek bu disiplini açıklamak için faydalı örnekler olacaktır.

Açıklama

Canlı davranışlarını neden-sonuç ilişkisini göz önünde tutarak incelenmesi ve analiz edilmesidir. Bir davranışın ortaya çıkışının kaynağını ve nedenlerini ortaya koyma, bununla ilgili kuramlara ulaşma çabasıdır. Aynı zamanda davranışın anlaşılabilmesini sağlar.

Yordama

Olayların önceden tahmin edilmesi ve öngörülebilmesi amacıdır. Örneğin; stresli bir ortamda çalışan birisinin davranışlarını stresin yan etkileri göz önüne alınarak tahmin edilebilir.

Kontrol

Davranışların yordanabilir olması, davrranılın düzenlenmesine olanak sağlar. Örneğin; güdülenme ve öğrenme arasındaki ilişkiyi bilen bir uzman, deneklere güdülenmeyi arttırıcı çalışmalar yaparak deneklerin kontrolünü sağlar.

Psikolojinin Tarihsel Gelişimi

İnsanın yaşamını sürdürebilmesinin temelinde çevresini anlama ve açıklamaya ihtiyaç duyar. Antik Yunan’dan itibaren insan araştıran ve araştırılan bir varlık olmuştur. Rönesans’a kadarki felsefede insan doğuştan kendisiyle var olan ruh ve akıl ile birlikte düşünülmüş ve bu bağlamda bir düşünce disiplini geliştirilmiştir. Rönesans’tan sonra insan zihniyle ilgili çalışmalar hız kazanmıştır. Empirist filozofların “zihnin doğuştan boş bir levha” olduğunu ortaya atmasının psikolojiye en büyük etkisi; sadece gözlemlenebilir davranışların incelenmesi ve bütün davranışların öğrenme ile ortaya çıktığı fikrini ateşlemiştir. Kant’tan sonra ise duyumların yalnız başlarına belirleyici olmadığı, edinilen tecrübelerin işleyen bir zihinde olduğu düşüncesiyle birlikte; psikoloji davranışların doğuştan olduğunu ve zihin uyarıcılarını anlamlandıran bir yeti olduğunu savunmuştur. Bütün bu tarihsel süreçler 1879 yılında Wundt’un “zihni deneysel yöntemle inceleme” ye başlamasıyla psikolojinin bir bilim olarak ortaya çıkışına zemin hazırlamıştır.

2 Replies to “PSİKOLOJİ NEDİR?”

  1. konusunda başarılı bir yazı olmuş.

    bu konuda daha çok yazı bekler. değerli yazıları takip etmeye devam edeceğim. başarılar dilerim

  2. Harika bir özet olmuş. Ancak psikoloji dendiğinde akla ilk gelen isimlerden biri Sigmund Freud olmalıydı diye düşünüyorum. Freud hakkında da bilgi ekleyebilir misiniz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir