Platon ve Akılcılık

Platon ve Akılcılık

Platon ve Akılcılık

platon ve akılcılık felsefesiHer okul çocuğu Pisagor Teoremi’ni bilir: Dik açılı bir üçgende, hipotenüsün karesi öteki iki kenarın karelerinin toplamına eşittir. Peki, Pisagor Teoremi’ni ne kadar zamandır bildiğimiz söylenebilir? Onu ezberlediğimiz on iki yaşımızdan beri mi? Onu anladığımız on beş yaşımızdan beri mi? Platon’un görüşüne göre, iki yanıttan hiçbiri doğru değil. Platon’a kalırsa, biz onu hep biliyorduk. Doğmadan çok önce öğrenmiştik. Matematik derslerinde olan, zaten bildiğimizi bize anımsatmak için öğretmenlerimizin bizi dürtmelerinden başka bir şey değildi.
Ne gibi nedenleri vardı Platon’un, bu olağanüstü savda bulunmak için? İki temel sav ortaya attı. Bunlardan biri Menon’da öteki de Phaidon’da bulunabilir. Biz “Menon” ile başlayalım.

Sokrates’in Geometri Öğretmesi

platon ve akılcılık felsefesi“Menon bir diyalogdur, ve iki ana konuşmacı, felsefeci Sokrates ve iyi eğitim görmüş Menon adlı bir genç, insanda erdemi tartışırlar. Bu diyalogun en ilginç özelliklerinden biri, öğrenme dediğimiz şeyin aslında anımsama olduğunun Sokrates tarafından uygulamalı bir gösterimidir.
Sokrates, Menon’un köle çocuklarından birini çağırır ve ona bir geometri sorusu gösterir. Kenarları altmış santim uzunluğunda bir kare çizer ve karenin alanının altmış santimin karesi yani üç bin altı yüz santimetrekare olduğunu söyler. Sonra Sokrates çocuğa iki kat büyük bir kare yapmak için kenarların uzunluğu ne olmalı diye sorar; Çocuk hiç duraksamadan yanıtlar: Karenin alanını iki katına çıkarmak için, kenarların uzunluğunu da iki katına çıkarmak gerekir, yani her kenar yüz yirmi santim olmalıdır.
Sonra Sokrates, ona arka arkaya birtakım sorular sorarak, çocuğun kendi yanıtının görünüşte doğru olsa bile aslında yanlış olduğunu anlamasını sağlar. Sonra Sokrates çok etkileyici bir yönlendirme süreciyle çocuğun doğru yanıtı kendi kendisine bulamsını sağlar. (Büyük karenin kenarı önceki karenin köşegeni boyutunda olmalıdır.)
Sonra Sokrates Menon’a şu bilgiyi verir: “İyi bak, ne olur ne olmaz, belki beni çocuğun görüşlerini almak yerine, ona bilgi verirken görürsün.” Menon çocuk ile Sokrates arasında geçen konuşmayyı dikkatle izlerve Sokrates’in öğretmen tavrını takındığına hiç tanık olmaz. Köle çocuk doğru yanıta kendi ulaştığı için, Sokrates uygun bilginin zaten çocuğun içinde olduğu sonucuna varır. Çocuk yeni bir şey öğrenmek yerine, zaten sahip olduğu bilgiyi anımsamak için uyarılmıştır.

Ruhun Ölümsüzlüğü

Platon’un öğrenmek anımsamaktır öğretisi, onun ruhun ölümsüzlüğüne inancı ile bağlantılır. Menon’da Sokrates insan ruhunun ölümsüz olduğunu, hep yeniden yaratıldığını söyler. Her birimizin içinde büyük bir bilgi birikimi olmasının açıklaması budur. Her insan ruhu pek çok kez yeniden doğmuştur. İnsan hem bu dünyada hem de Biçimler dünyasında her şeyi görmüştür. “Onun [daha önceden] öğrenmediği hiçbir şey yoktur.”

Phaidon’dan Bir Kanıt

Platon’un öğrenmek anımsamaktır kuramı Phaidon’dan gelir ve şöyle gelişir: Birinin bir resmine baktığımızda, o kişiyi anımsarız ve imgenin ona nasıl benzediğini değerlendiririz. Fakat iki “eş” tahta parçasını gözlemlediğimizde, onların soyut eşlik özelliğine ulaşamadıklarını görürüz (çünkü herhangi iki tahta parçası hiçbir zaman kesinlikle aynı uzunlukta değildir).
Ama eğer duyular aracılığı ile değilse, soyut eşitlik kavramını nereden elde ettik? Belli ki onu, iyilik, doğruluk ve güzellik gibi öteki soyut özler bilgisi ile birlikte, biz doğmadan önce elde etmiş olmalıyız. Ruh daha önce Biçimler dünyasındaydı. Orada Eşitliği, İyiliği, Doğru’yu ve Güzelliği vb. görürdü. Becerikli bir sorgulama, ruhu onları anımsamak üzere uyarabilir.

Basit Bir Karşı Çıkış

İlkokuldaki öğretmeninize, Sokrates’in geometri dersinden bahsettiğinizde, alacağınız cevap yüksek olasılıkla şu olacaktır; “Bu öğrenmenin anımsama olduğunu göstermez. Yalnızca insanların bir şeyleri çözümleme yeteneği olduğunu gösterir.”
Platon’dan sonra da bu kurama bu ve benzeri şekilde karşı çıkışlar olmuş, birçok filozof tarafından içeriden gelen bilgi reddedilmiştir. Bu kurama karşı çıkan filozofların içeriden gelen bilgiye olan bu şüpheciliği haklı bir serzeniş olabilir. Netice de felsefede kesin bilgilere ulaşmak, yüzyıllardır söz konusu olmamıştır. Yine de öğretme ve öğrenmenin doğası üzerine böyle önemli sorular otaya attığı için Platon’a tüm dünya saygı duymuştur.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

© 2019 Terminoloji.Org | Kelime Ansiklopedisi |