Nietzsche ve Sonsuzluk

Nietzsche ve Sonsuzluk

Sonsuz yinelenme ya da sonsuz geri dönüş, tarihin kendisi en küçük ayrıntıya dek sonsuz kez yinelediğini öne süren kuramdır. Şimdi olan her şey geçmişte sonsuz kez olmuştur ve gelecekte yine sonsuz kez olacaktır.

Bu felsefeyi daha önce sayılmayacak kadar çok kez okudunuz. Her defasında, aklınızdan aynı düşünceler geçti; her defasında aynı sesleri duydunuz; herkes ve her şey tam şimdi olduğu ve yine ileride sayılamayacak kadar çok kez olacağı gibiydi.

Bilimsel Yanı

Her şeyin sonsuza dek kendini yineleyeceği öğretisini M.Ö. altıncı yüzyılda Yunan felsefeci Pisagor’un başlattığı ve öğretinin sonra Stoacılarca ele alındığı söylenir. Ancak bu öğreti en güçlü anlatımını on dokuzuncu yüzyıl düşünürü Friedrich Nietzsche ile bulur. Fakat böyle tuhaf bir fikri haklı kılan ne olabilir? Bu sav şöyle bir şeydi: Evrende sınırlı bir uzaya yayılmış sınırlı sayıda şey vardır. Bu demektir ki bütün şeyler için yalnızca belli sayıda düzenlemeler olur. Zaman ise sonsuzdur. Bu nedenle birbirine eş düzenlemeler yeniden oluşmalıdır ve bu oluşumlar sonsuz kez olacaktır.

Bilimde, mutlak doğrular yoktur; tartışma vardır. Günümüzün evrenbilimcileri evrenin sınırlı olduğundan emin değildirler. Dahası, çağdaş fiziğin temel parçacıkları, sonsuz yinelenme için gerekli olan istikrar ve kalıcılığa sahip değildir. Ama zaten bunun bir önemi de yoktur, çünkü Nietzsche’nin sonsuz yinelenmeyi bir evrenbilim kuramı olarak düşünmüş olması hiç de olası değildir. Burada, onun bu duruma bakışını ele alacağız. Bu nedenle, gerginlik yaratmaya gerek yok.

Psikolojik Sınama

O halde, Nietzsche’nin sonsuz yinelenme kuramını benimsemesinin nedeni nedir? Yanıtlanması kolay bir soru değildir bu. Herkes bilir ki, Nietzsche’nin belli bir konuda tam olarak ne düşündüğünü tespit etmek zordur. Zorluk, bu düşüncesi için de geçerlidir. Ama belki de en çok kabul edilen görüş şudur ki, o, sonsuz yinelenmeyi bir psikolojik sınama olarak görmüştür: Bir kişinin zihinsel gücünü ve yaşama olan tavrını değerlendirmek için bir araç.

Bu çok olası görünüyor. Benim deneyimime göre, Nietzsche’nin gücü özellikle bizlere meydan okumakta ve bizi kışkırtmakta yatar. Nietzsche bizi dürtüp kayıtsızlıktan çıkarmak ister. Bu nedenle, bilimin koyduğu bazı rezervleri bir yana bırakalım ve sonsuz yinelenme öğretisine bu açıdan bakalım. Bu öğreti doğru olsaydı, yalnızca kişisel bir bağlamda, neleri etkileyebilirdi? Nietzsche 1882’deki çalışması Şen Bilim’de bir düşünme deneyi önerir. “Yalnızların en yalnızı” olduğumuz bir gün ya da gece, bize bir şeytanın geldiğini ve şöyle dediğini hayal etmemizi ister:

Şu an yaşadığınız ve daha önce de yaşamış olduğunuz yaşamı bir kez daha, sayısız kez daha yaşamak zorundasınız. Onda yeni hiçbir şey olamayacak; her acıyı, her sevinci, her iç çekişi ve sözünü etmeye değmeyecek kadar küçük olayları ya da çok büyük olayları hep aynı sıra ile yeniden yaşayacaksınız. Peki, ya sonra? Yaşamımızın her anını -her sıkıcı, gerçekleşmemiş anı; her aşağılayıcı yenilgiyi; sonuca varmamış her başarıyı sonsuza dek yineleme düşüncesi içimizi çaresizlikle mi doldurur? Yoksa yaşamımıza ve başarılarımıza çok ama çok değer verdiğimiz için mi umutlarımızla övünürüz?

Ezilme mi Yoksa Dönüşüm Mü?

Nietzsche çoğumuzun bunu fena halde içerleyeceğimizi düşünüyordu. Zorluklar ve yoksulluktan hiç kurtulamayacak olmak ve bu kasvetli anlamsız hayatı sonsuza dek yeniden yaşamak bizim dayanma gücümüzü aşardı. Yalnız birkaç seçkin ve en yüce ve en soylu olanlarımız buna sevinir ve Nietzsche’nin sözleriyle, “Bir tanrısın sen ve bundan daha kutsal bir şey duymadım hiç!” derdi. Niçin böyle? Çünkü yalnız üstinsanlar -yalnız o gürbüzce yaşayanlar, kendine acımaktan kaçınıp en yüce ülkülerle yaşayanlar- yaşamı bütünüyle kucaklayabilir. Nietzsche 1888’deki çalışması “EcceHomo”‘da şöyle yazdı: “Benim insandaki büyüklük için formülüm, amor fati: İnsan hiçbir şeyin farklı olmasını, ileri olmasını, geri olmasını, sonsuz olmasını istemez, fakat ‘sever’ onu.” (Amor fati “yazdı sevgisi” anlamına gelen Latince bir ifadedir; Nietzsche onu insandaki bir zihinsel tavra gönderme yapmak için kullanır. Bu tavrı takınmış bir insan, acılar ve düş kırıklıkları dâhil kendi yaşamının tümünü kucaklamayı ve doğrulamayı ister.) Sonsuz yineleme öğretisi bizi yaşamımıza eleştirel gözlerle bakmaya ve her şeyi yeniden yaşamayı isteyip istemediğimizi düşünmeye zorlar. Bu sınamanın özüne dalarsak, Nietzsche’ye göre ya eziliriz ya da dönüşüm geçiririz.

Size Kalmış

Nietzsche’nin meydan okuyuşu gerçekten yaşamın dönüşüme uğradığını kanıtlar. Örneğin, yazar Robert C. Solomon, “Nietzsche ile Yaşamak”‘ta, bir genç adam olarak yaşamına ve dünyadaki rolüne nasıl yakından bakmaya çalıştığını anlatır. Açık sonuç şudur ki, tıp öğrenimini bırakmış, felsefeye yönelmiştir.

Tüm bunların yanı sıra, Nietzsche için önemli olan, kendi düşüncelerini sizin yaşamınıza uygulamaktır. Öyleyse deneyin. “Sonsuzluğun kum saati yeniden ve yeniden tersine çevrilir ve onun içinde siz, bir toz zerreciği!” Ürktünüz mü? Esinlendiniz mi? Aldırmadınız mı yoksa?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

© 2019 Terminoloji.Org | Kelime Ansiklopedisi |