Gazali Ve Nedensellik Problemi

Gazali Ve Nedensellik Problemi

Mantık disiplininde akıl yürütme biçimleri üçe ayrılırlar. Bunlar; endüksiyon (tümevarım), dedüksiyon (tümdengelim) ve analojidir. Dedüktif akıl yürütme biçimi öncül bilgi “doğru” varsayıldığında “kesin” sonuçlara ulaşabilirken, endüktif ve analojik akıl yürütme biçimleri “kesin” sonuçlara ulaşamazlar.  [Kaynak: Doğan Özlem – Mantık: Sayfa 37-45]

Ancak endüktif ve analojik olarak elde edilen bilgiler doğrultusunda belli bir “kesinlikten” söz edilmese de, güçlü tahminlerden söz edilebilir. Fakat kesinlikle bu akıl yürütme türlerinin kullanım alanları, birbirleri ile karıştırılmaması gerekir. Örnek olarak Matematik disiplinine endüktif olarak yaklaşmak, doğru bir kullanım biçimi olmadığı gibi, safsata sürecinin de başlangıcı olacaktır.

Bilim tarihi çerçevesinde ele alınabilecek olan safsata sürecine verilebilecek en iyi örneklerden biri şüphesiz İmam-ı Gazali ve onun düşünceleridir. Her ne kadar nedensellik problemini aydınlanma çağı Avrupası filozoflarından önce fark etmiş olsa da(1), Gazali üzerine yapılan safsata eleştirilerinin haklılık payları bulunmaktadır.
(1)- Gazzali’de Erken Modernite Tespiti – Mehmet Fatih Doğrucan

Gazali, nedensellik problemini ateş ve pamuk örnekleri ile açıklar;
“Filozoflar, ateşin pamuğu yakmasının nedeninin ateş olduğunu söylerler. Ancak yanma fiilinin faili Allah’tır. Bunu ya meleklerin vasıtasıyla ya da vasıtasız olarak yapar. Yanmanın failinin ateş olduğunun delili nedir? Onlara göre; ateşin pamuğa değmesi halinde yanmanın meydana geldiğini gözlemlemekten başka delil yoktur. Gözlem o anda yanmanın meydana geldiğine delalet eder, ancak yanmanın başka bir nedeni bulunmadığına delalet etmez.”
Kaynak: Tehafüt-ül Felasife (Filozofların Tutarsızlığı)

Gazali bu nedensellik problemini, dolayısıyla bilimin içerisinde yer aldığı tümevarım problemini doğru teşhis etmiş, ancak çözüm olarak hiçbir akıl yürütme biçimini kullanmaksızın “Vahiy” ya da “Allah” sonucuna ulaşmıştır. Nedensellik problemi ile bilime, Filozofların Tutarsızlığı adlı eseri ile de Felsefe’ye karşı ciddi eleştirilerde bulunmuş, İslam Biliminin Ve Felsefesinin Gazali öncesi ve sonrası olarak ikiye ayrılmasına neden olmuştur. Bir diğer deyişle tüm doktrinlerden kurtulması gereken Felsefe, Gazali sayesinde Tasavvuf anlayışının bir aracı haline gelmiştir. Ayrıca Gazali bir yandan mantığın kullanmasına dair çağrı yaparken, diğer yandan filozoflara ve tasavvuf dışı felsefeye saldırır. Ortaya bir çelişki ve bu çelişkinin doğurduğu bir safsatanın çıktığı açıktır.
[Kaynak: Gazali Düşüncesinin Temel Unsurları Ve Çelişkileri – M. Abid el-CABİRİ – Çeviren: Mesut Okumuş]

Gazalinin dönemin en önemli düşünürlerinden biri olduğu, felsefe ve bilimsel yöntem içerisinde günümüzde bile hala geçerliliği olan problemleri “doğru” teşhis ettiği bir gerçektir. Ancak çözüm olarak ortaya sundukları, İslam Felsefesine ve Bilimine büyük zararlar vermiştir. Burada salt olarak Gazali’nin suçlu görülmesi şüphesiz ideolojik bir tutumdur. Ancak vahiy öğretisini akıldan üstün görmesi, İhya kitabında hiçbir akıl yürütme disiplinine dayanmaksızın hadis benzeri fetvalar vermesi, hatta günümüz Sunni mezhebinin içerisinde yer alan bazı safsataların kaynağının bu kitap olması(2) tüm bunlara rağmen Gazali’nin filozofluk bakımından yüceltilmesi de ideolojik bir tutumdur. Bu ideolojik tutumlar devamında Gazali’nin tüm fikirlerinin “doğru” olduğuna kanaat getirilmesine neden olmuş, çeşitli devlet adamları, edebiyatçılar ve felsefeciler tarafından savunulmuştur.
(2) – Gazali Düşüncesinin Temel Unsurları Ve Çelişkileri – M. Abid el-CABİRİ – Çeviren: Mesut Okumuş]

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

© 2019 Terminoloji.Org | Kelime Ansiklopedisi |