Felsefe Nedir?

Felsefe Nedir?

Felsefe Nedir?

Felsefe terimi, köken olarak Yunanca olan Philosophia kelimesinden dilimize geçmiştir. Bu terim ilk kez Antik Yunan’da Pitagoras tarafından kullanılmıştır. Kelimenin tam karşılığı Bilgelik Sevgisi olsa da, kavramsal açıdan filozoftan filozofa, dönemden döneme farklılık göstermiştir. Ancak her ne kadar felsefe, birçok düşünürce farklı tanımlansa da, her farklı tanım içerisinde “düşünme” eyleminin zorunluluğu söz konusudur. Tüm filozofların yaptığı felsefe tanımlarını da göz önüne alarak yapılabilecek en mümkün tanım şudur; Felsefe, varlığından söz edilen ya da edilebilecek olan “her şey” üzerine yapılan “rasyonel” düşünce faaliyetidir.

İbn-Sina, felsefeyi nesnenin hakikatine vakıf olunabileceği kadar vakıf olmaktır olarak tanımlamıştır.

Bu tanımın yapılma nedeni, bilginin sınırsızlığı ve insan dediğimiz canlının sınırlılığıdır. Ancak insanın sahip olduğu sınırlı tabiatı, onun hakikate ulaşma yolunda olmaması gerektiği sonucunu doğurmaz. İnsan, bilgi edinimi konusunda her ne kadar sınırlı bir zihne ve ortama sahip olsa da, bilmeye ve hakikate vakıf olma isteği içerisindeki yaptığı her eylem, onun için erdemdir. İbn-Sina’nın bu tanımı, Antik Yunan filozoflarının etkisi altında kaldığının da açık bir göstergesidir. Birçok Antik Yunan düşünürüne göre bilge, yalnızca tanrıya mahsus bir sıfattır. İnsanın sahip olabileceği en erdemli sıfat, ancak bilgeliği seven konumunda bulunmaktır.

 

antik

Felsefe Neden Antik Yunan’da Ortaya Çıktı?

Belli disiplinler kullanılarak bilgi edinme konusunda Antik Yunan bir ilk değildir. Örnek olarak Mısırlılar, Nil nehrinin yıllık taşmalarını engellemek amacıyla çeşitli kanallar ve geometri disiplini kullanmaktaydılar. Buna benzer bir şekilde Babilliler astronomi konusunda çeşitli gözlemler ve hesaplamalar yapmaktaydılar. Ancak her ne kadar Antik Yunan medeniyetinden bağımsız olarak belli disiplinleri kullanarak bilgi elde eden medeniyetler olsa da, Antik Yunanlıların bilgi konusundaki “amaçları” tamamen farklıydı. Mısırlılar Nil nehrinin yarattığı enkazı engellemek amacı ile geometri ve empirik unsurlar kullanırken, Babilliler ise yalnızca dini amaçlara hizmet etme nedeniyle astronomik gözlem yapıyorlardı. Antik Yunanı bu gibi medeniyetlerden ayıran en büyük fark, pragmatik kaygılar olmaksızın evrenin veya doğanın hakikatini bütüncül bir şekilde açıklayan amaçları olmasıydı. Aynı zamanda Felsefe’nin ortaya çıktığı yer olarak kabul edilen Milet’in bir liman şehri olması, farklı bilgilerin ve kültürlerin bölgeyi zenginleştirmesine olanak sağlıyordu. Ayrıca Antik Yunan’da mevcut olan ekonomik zenginlik düşünme eylemini bir hobiye; demokratik ortam ise farklı fikirlerin özgür ifade edilebilmesine müsaade ediyordu. Bununla birlikte Yunanlıların inanç kavramı da diğer medeniyetlere göre küçük bir farkla ayrılmaktadır. Dinin egemen olduğu hemen hemen tüm medeniyetlerde belirli bir ruhban sınıfı mevcuttur. Ancak Antik Yunan uygarlığında böyle bir ruhban sınıfı mevcut değildir. Dolayısıyla belli bir ruhban sınıfının olmayışı, bireylerin nasıl düşünmesi konusunda oluşacak “dikte”yi de engellemiştir.

Tüm bu olguların toplamı, bugün Antik Yunan’ı bir filozoflar uygarlığı olarak tanımlamamıza neden olmuştur.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

© 2019 Terminoloji.Org | Kelime Ansiklopedisi |