Ekolojizm Nedir?

Ekolojizm Nedir?

Ekolojizm

Ekolojizmin, bir ideoloji olarak savunduğu tezi,tarihin doğa ekseriyetinde yeninden ele alınmasını ve okunmasına denk düşmektedir. Ancak ekolojizm, bir ideoloji olarak ekoloji tarihi ile paralel bir biçimde geliştiği için, ikisini birbirinden ayırmak mümkün değildir. Ekoloji hareketi sosyal olarak “yeni toplumsal hareketler” olarak literatürde ki yerini almıştır. Modern sanayi toplumlarının gelişim aşamalarının son dönemlerinde faaliyet kazanan ekoloji, barış, aydınlanma, kadın vb. gelişmeler karşısında ortaya çıkan toplumsal hareketler, bu toplumların yaşamış olduğu kültürel değişimler ile temellendirilmektedir. Mevcut da bahsi geçen değişim kabaca, sanayi toplumlarının evrimleşerek sanayi ötesi toplum niteliği kazanma sürecinin bir sonucudur diye ifade edebiliriz. Yeni toplumsal hareketler sanayi ötesi toplumlara özgüdür diyebiliriz ve bu hareketler kültürel etki üzerinde çıkan çatışmalar sonucunda yükselmektedir.

Ekolojizmi, diğer ideolojilerden ayıran üç ana unsuru sayabiliriz. Birinci unsur, ekolojizmin ana ideolojilerden (muhafazakarlık,faşizm,anarşizm,liberalizm,sosyalizm vb.) farklı olarak yirminci yüzyılda ortaya çıkmasıdır. Bahsi geçen ana ideolojiler “ideolojiler çağı” adı verilen on dokuzuncu yüzyılın eseridir. Kavramsal olarak on dokuzuncu yüzyılın ikinci yarısından sonra ortaya çıkmış olsa da tam anlamıyla bir ideoloji olarak belirginlik kazanması da 1970’li yıllara rastlamaktadır. İkinci unsur ise, ekolojizmin tek vücut olarak bir ideoloji olarak tanımlanmasının imkansızlığından kaynaklanmaktadır. Ekolojizm, pek çok farklı hareketi ve akımları kendi iç çevresinde taşıdığı ve ana ideolojiler ile bağdaştığı (eko-sosyalizm,eko-liberaliz,eko,anarşizm,vb.) tartışılmaz bir gerçekliktir. Bu bağdaşıklıktan ötürü, ekoloji yerine ekolojik hareketlerden, ekolojizm yerine ekolojizmlerden bahsetmek daha doğru olacaktır. Üçüncü ve son husus ise, ekolojizmin sadece insanın ve toplumun referans olarak alınması ve insan dışındaki doğal evrenden alınan ilke ve kurallara dayanmasıdır.

Ekolojizmin Bilimsel Kavramı

Bilimsel kavram olarak ekoloji, biyoloji biliminin bir alt dalı olarak olma niteliği taşımaktadır. Yaklaşık olarak yüz yılı aşan bir süreye dayanan geçmişi olmakla birlikte, gerçek manada popülerlik kazanması ve birçok çevre de duyulması 1970’li yıllara rast gelmektedir. Ekoloji hareketinin popülarite kazanması sonucu, ekoloji bir bilim olmaktan çıkmış ve bir ideoloji olarak dünya görüşü haline gelmiştir. Zeka ile ele alındığı zaman ekoloji, kurtarıcı olarak gördüğü kitlesel ilgiyi aksine bir felaket teorisi olarak görmektedir. Bu nedenle ekoloji, batı biliminin indirgemeci yaklaşımı karşısında sahip olduğu bütüncü yaklaşımla, tüm insanlığı komple felakete sürükleyecek çelişkileri ortaya koymaktadır.

Ekoloji kavramı, yaygın olarak biyoloji bilimine ait bir kavram olarak bilinse de, aslında biyolojik değil normatif bir kavramdır. Bunun nedeni ise ekoloji kavramının içerisinde yatmakta olasan siyasal nedenlerdir. Haackel, ekoloji kavramını biyoloji bilimindeki anlamında kopartarak, klasik bilim felsefesiyle insan ve doğa hakkında bir takım mesajlar içeren bütüncü bir bakışa yönlendirmiş olmasıdır. Haackel’in modern ekolojizmin üzerinde siyasi bakımdan çok ciddi etkileri olmuştur.

Ekolojizmin Çevre Kavramı

Ekolojide çevre kavramı insan ve doğa arasındaki bağlantıyı incelerken insanı doğadan bağımsız bir varlık olarak tanımlarken ancak çevre sorunları söz konusu olduğunda doğayı ve insanı bir bütün olarak kabul etmektedir. Bu nedenle asıl çevre sorunlarını ve nedenlerini gözden kaçırmamıza neden olacak bir kavramlaştırmadır. Eğere sorunun temeline bir gönderme yapacak olursak, sanayi toplumuna atfedilen çevresel sorunlar yerine, insanlığın ve modern toplumların ekolojik bunalımından söz etmek daha doğru olur.

Çevre sorunu kavramı, çevrenin insan müdahalesinden bağımsız olarak bazı sorunlar içerdiği izlenimi yaratmaktır. Oysa ki içerisinde insanı barındırmayan doğa asla sorunlu değildir. Esas sorunun kaynağı insanın bilinç yapısı, toplum yapısı, sosyal yapısı, kültürel yapısı ve örgütlenme tipinden kaynaklanmaktadır. O halde yaşanan bu ekolojik bunalım doğa ile ilgili değil tamamen insan ile ilgilidir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir