Cogito Ergo Sum Nedir?

Cogito Ergo Sum Nedir?

descartes

Düşünüyorum, Öyleyse Varım! – Cogito Ergo Sum

Rene Descartes’ın tüm dünyada yankılanan bu sözü, pek çok kişi tarafından duyulmuş olsa da, ancak pek az kişi tarafından anlaşılmıştır. Bu yazımızda Descartes’ın ne demek istediğine, bu sonuca nasıl vardığına bakacağız ve günümüzden örnekler ile konuyu detaylandıracağız. Descartes der ki; dünyada var olan her şeyden şüphe duyabiliriz, hatta ve hatta, şüphe duyduğumuz şeyden dahi şüphe duyabiliriz ancak, ortada kesin, ve şüphe edilemeyecek kadar gerçek bir şey vardır; Düşünmek.

Yaşadığımız süre boyunca hiçbir anda düşünmekten kesilmiyoruz, dolayısıyla şüphe duymamız, düşündüğümüzün bir kanıtı haline geliyor. Descartes tüm bu akıl yürütmelerinden yeni bir fikre daha ulaşır; Hiçbir şeyin olmadığı bir gerçek olabilir. Etrafımda gördüğüm nesneler, esen rüzgar, yakan ateş, ıslatan su, bunların hepsi bir aldatmacan ibaret olabilir. Küçük bir şeytanın bana yaptığı ışık oyunları bile olabilir. Ancak, hayatta gerçeklikten tamamen emin olduğum tek şey var, düşünmek.

Bir bilim adamı, beynimi bir kavanozun içerisine koymuş ve beni kandırıyor diyelim. Beynime yalancı sinyaller göndererek, olmayan şeyleri ”varmış” gibi gösteriyor olabilir. Ancak bu durumda da ”varım.” Her şeye rağmen varım, ve bundan eminim!

Descartes’in bu ünlü kuramı, felsefede emin olabileceğimiz tek şeyi bize kazandırmış gözüküyordu. Filozoflar cins adamlardır, dünyalarında şüphe edemeyecekleri hiçbir şey yoktur ancak Descartes, gerçekten bu sorunu çözmüş gibiydi. Ancak düşünmek, gerçekten de var olduğumuzun kesin kanıtı olabilir miydi? Bilgisayar programlarını, ya da bilgisayar oyunlarını düşünelim. Bir bilgisayar oyununda var olan canavara, elimizdeki en güçlü algoritmalar ile yapay zeka verelim. Hepimizin de bildiği üzere o canavar aslında yoktur. Bir bilgisayar yazılımından, yani kodlardan ibarettir. Gerçeklikle ilgili hiçbir alakası yoktur ve gerçekliğe asla ulaşamayacak bir boyuttadır. Ancak canavar da tıpkı bizim gibi her şeyden şüphe duyabilir. Ancak bir yapay zekaya sahip olduğu için, düşündüğünün de farkına varabilir. Peki, canavarın kuracağı, ”düşünüyorum öyleyse varım” cümlesi, onu ”var” kılar mı? Tüm düşünce yapısını basit algoritmalardan, kodlardan oluşturduğumuz olmayan bir canavardır aslında o. Burada Descartes hata yapmışa benziyor denebilir ancak, unutulmamalıdır ki, bu filozof 1596’da doğmuş, 1650 yılında ölmüştü. Yani o tarihlerde nesnelerin simüle edilebileceğini düşünmek bile başlı başına harika bir beyne sahip olduğunun kanıtıydı. Belki de tek yanılgısı, ”düşünmenin” simüle edilebileceğini kestirememesiydi.

 

Düşünce simüle edilebilir mi?

Evet, aslında Descartes’ın haklı olup olmadığı yargısına ancak bu sorunun cevabı ile ulaşılabilir. Düşüncenin simüle edilebilmesi için, öncelikle ”düşünme” kavramının açıklığa kavuşturulması gereklidir. Ancak felsefedeki her tanım problemine sahip kavram gibi, düşünce kavramı da, tanımlanması oldukça zor kavramlardandır. Karşımızda somut bir nesne olmadığı için, bu kavrama yapılan her tanım da, somutluktan o kadar uzak ve göreceli olmak zorundadır. Ancak bilimsel anlamda tanımlayacak olursak, beyin dediğimiz organın çeşitli aktiviteleri sonucu hissedilen şeydir düşünce. Eğer ortada enerji alış-verişi yapan bir beyin varsa, nöral ağlar birbirleri ile sıkı sıkıya iletişimdeyseler, bu durum o beynin düşündüğünü gösterebilir. Eğer düşünmek sadece bu beyin aktivitesinden ibaret ise, pek tabiiki simüle edilebilir. Ancak adını koyamadığımız spiritüel bir durumu varsa düşüncenin, o zaman Rene Descartes’a hak verebilirsiniz. Aslında bu konu, materyalizm ile spiritüalizm arasındaki tartışmanın ta’ kendisidir. Eğer varlığı madde ile temellendiren materyalistler haklıysa, evrendeki ve düşüncelerimizdeki ”her şey” simüle edilebilirdir, ancak spiritüalistler haklıysa, varlığımız gizemlerle dolu…

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir